Banka hesabının, IBAN numarasının, banka kartının veya mobil bankacılık bilgilerinin başka kişilerin kullanımına bırakılması son yıllarda ceza soruşturmalarında sık karşılaşılan konulardan biri hâline gelmiştir. Özellikle internet üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık, sahte ürün satışı, yasa dışı bahis ve benzeri faaliyetlerde üçüncü kişilere ait banka hesaplarının kullanılması, hesap sahiplerinin de soruşturma kapsamına alınmasına neden olabilmektedir.
Uygulamada bu durum genellikle “banka hesabını başkasına kullandırma suçu”, “IBAN kullandırma suçu” veya “hesap kiralama suçu” olarak ifade edilmektedir. Ancak Türk Ceza Kanunu’nda bu isimle düzenlenmiş bağımsız bir suç tipi bulunmamaktadır.
Hesap sahibinin cezai sorumluluğu; hesabın hangi amaçla verildiğine, hesabın suçta kullanılacağını bilip bilmediğine, suçtan menfaat elde edip etmediğine ve asıl suça ne ölçüde katkı sağladığına göre belirlenmektedir.
2026 yılında yapılan önemli bir kanun değişikliği ise bu alandaki hukuki değerlendirmeyi daha belirgin hâle getirmiştir. 7589 sayılı Kanun ile Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesine eklenen dördüncü fıkra, dolandırıcılık suçuna yalnızca banka hesabını, ödeme aracını veya bunların kullanılmasını sağlayan bilgileri vermek suretiyle iştirak eden kişiler bakımından özel bir ceza indirimi öngörmüştür. Düzenleme 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Banka Hesabını Başkasına Kullandırmak Ne Anlama Gelir?
Banka hesabını başkasına kullandırma; kişinin kendi adına kayıtlı banka hesabının veya bu hesaba erişim sağlayan araçların üçüncü bir kişinin kullanımına bırakılmasıdır.
Bu kullanım yalnızca IBAN numarasının verilmesi şeklinde gerçekleşmeyebilir. Banka kartının teslim edilmesi, mobil bankacılık şifresinin paylaşılması, doğrulama kodlarının üçüncü kişiye iletilmesi veya hesaba gelen paraların başka hesaplara aktarılması da somut olayın özelliklerine göre hesap kullandırma kapsamında değerlendirilebilir.
Özellikle belirli bir komisyon karşılığında hesabın kullanıma açılması, hesaba gelen paraların çekilerek başka kişilere verilmesi veya farklı hesaplara aktarılması, ceza sorumluluğu bakımından önem taşıyan olgulardır.
Bununla birlikte, yalnızca bir banka hesabının suçta kullanılmış olması hesap sahibinin otomatik olarak suçlu olduğu anlamına gelmez. Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için kişinin suçla bağlantısının ve kastının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
IBAN veya Banka Hesabını Kullandırmak Tek Başına Suç mudur?
Türk Ceza Kanunu’nda doğrudan “IBAN kullandırma suçu” veya “banka hesabını kullandırma suçu” adıyla düzenlenmiş bağımsız bir suç bulunmamaktadır.
Bu nedenle kişinin yalnızca hesabının başka bir kişi tarafından kullanılmış olması, tek başına dolandırıcılıktan mahkûmiyet sonucunu doğurmaz.
Asıl değerlendirilmesi gereken konu, hesap sahibinin hesabının bir suçun işlenmesinde kullanılacağını bilip bilmediği ve bu suça bilerek katkıda bulunup bulunmadığıdır.
Nitekim Yargıtay kararlarında da hesap sahipliği ile ceza sorumluluğunun birbirinden ayrılması gerektiği görülmektedir. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 4 Haziran 2024 tarihli kararında, tanışıklık ve güven ilişkisi nedeniyle banka hesabını kullandıran, hesaba gelen paradan pay aldığı veya diğer sanıkların dolandırıcılık eylemine iştirak ettiği kesin biçimde ispatlanamayan sanık hakkında mahkûmiyet kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Benzer şekilde Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 12 Haziran 2025 tarihli bir kararında da yalnızca banka kartını diğer sanığa kullandırdığı belirlenen kişinin, dolandırıcılık suçunu bildiğine ilişkin kesin ve yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.
Buna karşılık hesabın birden fazla kez kullanıma açılması, hesabın hangi amaçla kullanılacağına ilişkin açıklamaların hayatın olağan akışıyla bağdaşmaması, hesap sahibinin para transferlerini bizzat gerçekleştirmesi veya suçtan menfaat elde etmesi gibi hususlar farklı bir değerlendirmeye yol açabilir. Yargıtay’ın başka kararlarında da hesabın tekrarlı biçimde kullandırılması ve savunmanın somut olayla uyumsuzluğu ceza sorumluluğu bakımından dikkate alınmıştır.
Dolayısıyla her dosyanın kendi delilleri içerisinde değerlendirilmesi gerekir.
2026 Düzenlemesi: TCK m.158/4 Ne Getirdi?
31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun ile TCK m.158’e yeni bir dördüncü fıkra eklenmiştir.
Yeni düzenleme, basit veya nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirak eden kişinin katkısının yalnızca belirli ödeme araçlarının veya hesap bilgilerinin verilmesinden ibaret olduğu durumları özel olarak düzenlemektedir.
TCK m.158/4 uyarınca kişinin dolandırıcılık suçuna iştiraki; kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermekle sınırlı kalıyorsa, verilecek ceza yarı oranında indirilmektedir.
Bu düzenlemenin önemli noktası, hesabını kullandıran kişilere genel bir cezasızlık getirmemesidir.
Öncelikle kişinin dolandırıcılık suçuna kasten iştirak edip etmediği belirlenmelidir. Kast ve iştirak şartları oluşmuyorsa kişi bakımından zaten dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet kurulması mümkün değildir.
TCK m.158/4 ise kişinin dolandırıcılığa iştirak ettiği kabul edilmekle birlikte, suça katkısının yalnızca maddede belirtilen hesap, ödeme aracı veya erişim bilgilerinin verilmesiyle sınırlı kaldığı hâllerde gündeme gelen özel bir indirim hükmüdür.
Bu nedenle beraat ile TCK m.158/4 kapsamında ceza indirimi birbirinden farklı hukuki sonuçlardır.
Banka Hesabını Kullandırma ve Nitelikli Dolandırıcılık
Hesap kullandırma dosyalarında en sık karşılaşılan suçlardan biri nitelikli dolandırıcılıktır.
TCK m.158/1-f, dolandırıcılık suçunun bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle gerçekleştirilmesini nitelikli hâl olarak düzenlemektedir.
Nitelikli dolandırıcılık suçunda kural olarak üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası öngörülmektedir. Maddenin birinci fıkrasının (f) bendi kapsamındaki fiiller bakımından ise hapis cezasının alt sınırı dört yıldan az olamaz.
Hesap sahibinin dolandırıcılık eylemini bildiği ve hesabını suçun gerçekleştirilmesine katkı sağlamak amacıyla kullandırdığı tespit edilirse iştirak hükümleri kapsamında sorumluluğu gündeme gelebilir.
Ancak 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren TCK m.158/4 nedeniyle, kişinin suça katkısı yalnızca maddede belirtilen hesap veya ödeme araçlarını vermekle sınırlıysa ayrıca yarı oranındaki ceza indiriminin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekir.
Hesabını Bilmeden Kullandıran Kişi Ceza Alır mı?
Ceza hukukunda kural olarak kişinin cezalandırılabilmesi için suçun manevi unsurunun da gerçekleşmesi gerekir.
Dolandırıcılık kasten işlenebilen bir suçtur. Bu nedenle banka hesabının dolandırıcılıkta kullanılmış olması tek başına hesap sahibinin dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğini göstermez.
Örneğin kişinin bir arkadaşının kendisine para geleceği yönündeki açıklamasına güvenmesi, hesabın hukuka uygun bir işlem için kullanılacağını düşünmesi veya banka bilgilerinin bilgisi dışında ele geçirilmesi durumlarında farklı değerlendirmeler yapılması gerekir.
Bununla birlikte “hesabın ne amaçla kullanıldığını bilmiyordum” şeklindeki savunma da tek başına beraat için yeterli değildir. Savunmanın banka hareketleri, para transferleri, taraflar arasındaki iletişim, hesabın kullanım biçimi ve diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Ceza sorumluluğunda belirleyici olan, hesap sahibinin suçun işlenmesine bilerek ve isteyerek katkı sağlayıp sağlamadığıdır.
Hesap Kullandırma Dosyalarında Hangi Deliller İncelenir?
Bu tür soruşturmalarda yalnızca hesabın kimin adına kayıtlı olduğuna bakılması yeterli değildir.
Banka hesap hareketleri, hesaba parayı gönderen kişiler, paranın daha sonra hangi hesaplara aktarıldığı, ATM’den para çekilip çekilmediği, mobil bankacılığın hangi cihaz ve bağlantı üzerinden kullanıldığı, telefon ve mesaj kayıtları ile taraflar arasındaki ilişkinin niteliği birlikte değerlendirilebilir.
Nitekim Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2024 tarihli bir kararında; internet bankacılığı işlemlerinin IP ve port bilgilerinin, hesabın hangi kişi tarafından kullanıldığının, paranın akıbetinin ve mobil bankacılık işlemlerinin nasıl gerçekleştirildiğinin araştırılması gerektiği belirtilmiş; bu hususlar incelenmeden verilen karar eksik soruşturma olarak değerlendirilmiştir.
Bu nedenle hesap kullandırma dosyalarında dijital ve finansal kayıtların birlikte incelenmesi büyük önem taşımaktadır.
Yasa Dışı Bahis İçin Banka Hesabını Kullandırmak
Banka hesabının yasa dışı bahis faaliyetlerinde kullanılması durumunda 7258 sayılı Kanun hükümleri de gündeme gelebilir.
7258 sayılı Kanun’un 5. maddesi, spor müsabakalarına dayalı yasa dışı bahis veya şans oyunlarıyla bağlantılı olarak para nakline aracılık eden kişilerin üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılmasını öngörmektedir.
Bu nedenle bir kişinin banka hesabını bilerek yasa dışı bahis organizasyonunun para trafiğinde kullanıma açması, yalnızca dolandırıcılık hükümleri kapsamında değil, 7258 sayılı Kanun kapsamında da değerlendirme konusu olabilir.
Ancak burada da hesabın kullanılmış olması tek başına yeterli değildir. Kişinin yasa dışı bahisle bağlantılı para nakline aracılık ettiğinin somut delillerle ortaya konulması gerekir.
Suçtan Kaynaklanan Paranın Aktarılması ve Aklama Suçu
Hesabın suçtan elde edilen paraların kaynağını gizlemek veya paraya hukuka uygun bir görünüm kazandırmak amacıyla kullanılması hâlinde TCK m.282’de düzenlenen suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu da gündeme gelebilir.
TCK m.282/1 uyarınca belirli bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin gayrimeşru kaynağını gizlemek veya bunların meşru yolla elde edildiği izlenimini oluşturmak amacıyla çeşitli işlemlere tabi tutulması, üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezasıyla yaptırıma bağlanmıştır.
Ancak her para transferi aklama suçu oluşturmaz. Suçun kanunda belirtilen özel unsurlarının somut olay bakımından ayrıca gerçekleşmiş olması gerekir.
Başkası Hesabına İşlem Yapıldığının Bildirilmemesi
Banka hesabı kullandırma olaylarında 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’un 15. maddesi de somut olayın şartlarına göre gündeme gelebilir.
Bu maddeye göre, kimlik tespitini gerektiren işlemlerde kendi adına fakat başkası hesabına hareket eden kişi, işlemi gerçekleştirmeden önce kimin hesabına hareket ettiğini ilgili yükümlüye yazılı olarak bildirmezse altı aydan bir yıla kadar hapis veya beş bin güne kadar adli para cezasıyla karşılaşabilir.
Bununla birlikte bu hükmün uygulanabilmesi için maddede belirtilen özel koşulların gerçekleşmiş olması gerekir. Her IBAN paylaşımı doğrudan 5549 sayılı Kanun’un 15. maddesi kapsamında değerlendirilemez.
TCK m.158/4 Eski Tarihli Dosyalara Uygulanabilir mi?
7589 sayılı Kanun yalnızca yeni düzenlemeyi getirmekle kalmamış, devam eden bazı dosyalar bakımından özel geçiş hükümleri de öngörmüştür.
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce TCK m.157 veya m.158 kapsamında hüküm verilmiş ve kanun yolu incelemesi devam eden dosyalarda, yeni TCK m.158/4’ün uygulanması gereken sanıklar bakımından dosyanın yeniden değerlendirilmesine ilişkin hükümler bulunmaktadır.
Ayrıca infaz aşamasındaki belirli dosyalar bakımından da mağdur zararının giderilmesine bağlı olarak etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilmesine ilişkin özel bir geçiş düzenlemesi yapılmıştır.
Bu nedenle banka hesabını kullandırma nedeniyle daha önce mahkûmiyet kararı verilmiş dosyalarda da 31 Temmuz 2026 tarihli değişikliğin somut dosya açısından lehe sonuç doğurup doğurmadığının ayrıca incelenmesi gerekebilir.
Banka Hesabını Kullandıran Herkes Aynı Cezayı Alır mı?
Hesap kullandırma olaylarında standart bir ceza sonucundan söz etmek mümkün değildir.
Kişinin hesabını kime verdiği, hesabın hangi amaçla kullanıldığını bilip bilmediği, suçtan maddi menfaat sağlayıp sağlamadığı, hesabı kaç kez kullandırdığı, hesaba gelen paraları kimin çektiği veya aktardığı ve asıl faillerle arasındaki iletişim gibi birçok unsur hukuki değerlendirmeyi etkileyebilir.
Bir olayda yalnızca hesabını iyi niyetle kullandıran ve suçtan haberi bulunmayan kişinin beraati söz konusu olabilirken, başka bir olayda kişinin dolandırıcılık suçuna iştirak ettiği kabul edilebilir. Suça katkının yalnızca hesabın veya erişim bilgilerinin verilmesiyle sınırlı olduğu durumlarda ise 2026 yılında yürürlüğe giren TCK m.158/4 kapsamında ceza indirimi gündeme gelebilir.
Bu nedenle banka hesabının bir suçta kullanılmış olması ile hesap sahibinin o suçtan cezai olarak sorumlu olması birbirinden ayrı konulardır.
Sonuç
Banka hesabını, IBAN numarasını veya mobil bankacılık bilgilerini üçüncü kişilerin kullanımına bırakmak ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir. Özellikle hesabın dolandırıcılık, yasa dışı bahis veya suçtan elde edilen paraların aktarılması amacıyla kullanılması hâlinde hesap sahibi hakkında ceza soruşturması başlatılabilir.
Bununla birlikte Türk hukukunda yalnızca banka hesabının suçta kullanılmış olması nedeniyle otomatik bir ceza sorumluluğu kabul edilmemektedir. Hesap sahibinin kastı, suçtan haberdar olup olmadığı, elde ettiği menfaat ve suçun gerçekleştirilmesine sağladığı katkı somut deliller üzerinden değerlendirilmelidir.
31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren TCK m.158/4 ise hesap kullandırma dosyaları bakımından önemli bir değişiklik getirmiştir. Dolandırıcılık suçuna iştirak yalnızca maddede belirtilen hesap, ödeme aracı veya erişim bilgilerinin verilmesinden ibaretse ve diğer kanuni şartlar da gerçekleşmişse verilecek cezanın yarı oranında indirilmesi mümkündür. Bu hüküm bir af veya genel cezasızlık düzenlemesi olmayıp, belirli bir iştirak biçimine ilişkin özel bir ceza indirimi niteliğindedir.
Banka hesabının üçüncü kişiler tarafından kullanılması nedeniyle yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda banka hareketleri, dijital erişim kayıtları, para transferlerinin seyri, taraflar arasındaki iletişim ve kişinin olay içerisindeki gerçek rolünün birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Not: Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olayın özellikleri farklı olduğundan, hukuki değerlendirme ilgili dosyanın kapsamı ve güncel mevzuat dikkate alınarak ayrıca yapılmalıdır.

